Ekonomi

Ember: Türkiye'de elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 85'e ulaşabilir

Ember tarafından hazırlanan analize göre, Türkiye'de nihai enerji tüketiminde yüzde 22 düzeyinde bulunan elektriğin payını mevcut teknolojilerle yüzde 85'e yükseltmek mümkün. Binalardaki enerji tüketiminin tümü, ulaşımın yüzde 96'sı ve sanayinin yüzde 58'i elektrik kullanımına geçmeye hazır durumda.

27 Ekim 20266 dk okuma0 yorum
Ember: Türkiye'de elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 85'e ulaşabilir
Haberi dinle
Özet hazır
Reklam Alanı · 728×90

Türkiye'de nihai enerji tüketimi içinde yüzde 22 düzeyinde bulunan elektriğin payının, bugün kullanılan teknolojiler sayesinde yüzde 85'e yükseltilebileceği, bütün sektörlerde elektrifikasyonun ivme kazanmasına uygun koşulların bulunduğu bildirildi. Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31.

Taraflar Konferansı'nın (COP31) öncelikli gündem başlıkları arasında, Türkiye'nin COP31 Başkanlığı çerçevesinde duyurduğu, dünyadaki elektrifikasyon oranını 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltmeyi amaçlayan uluslararası bir taahhüdün kabulü yer alacak. Enerji alanında faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Ember, COP31 yaklaşırken Türkiye'nin bugünkü elektrifikasyon düzeyini ve yüzde 35 hedefine ulaşmak üzere atılabilecek adımları ele alan bir analiz kamuoyuyla paylaştı.

Analiz, Türkiye'nin nihai enerji tüketiminde elektriğin yüzde 22'lik bir paya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Söz konusu pay, yüzde 23 olan dünya ortalamasına ve Avrupa Birliği ortalamasına yakın bir düzeyde bulunuyor. Bununla birlikte Türkiye'nin elektrifikasyon oranı, Orta Doğu'nun yüzde 20 ve Afrika'nın yüzde 12'lik ortalamalarını aşmasına karşın, elektrifikasyonun ivmelenerek ortalama yüzde 28 seviyesine çıktığı Asya'nın altında kalıyor.

Sektörler itibarıyla incelendiğinde Türkiye'de elektriğin payı binalarda yüzde 32'ye, sanayide yaklaşık yüzde 30'a ulaşırken, ulaşım sektöründe halen yüzde 1'in altında bulunuyor. Analizde yapılan değerlendirmeye göre, Türkiye'de nihai enerji tüketiminin yüzde 22'sini oluşturan elektriğin payının eldeki teknolojiler kullanılarak yüzde 85'e yükseltilmesi mümkün.

Bugünkü teknolojilerin binalarda tüketilen enerjinin tümünü, ulaşımdaki tüketimin yüzde 96'sını ve sanayidekinin yüzde 58'ini elektriğe dönüştürmeye elverişli olduğu aktarıldı. Analizde elektrikli araçların, ısı pompalarının ve elektrikle çalışan üretim teknolojilerinin fosil yakıtlarla yapılan aynı işi çok daha düşük enerji tüketimiyle gerçekleştirdiğine dikkat çekilirken, bu geçişin enerji ithalatını düşürüp enerji güvenliğini doğrudan pekiştireceğinin altı çizildi.

Elektrifikasyonun 11 yıllık süreçte 10 kat hızlanması gerekli Türkiye, geride kalan 10 yılda elektrik üretiminde güneş ve rüzgarın toplam payını yüzde 4,5 seviyesinden yüzde 22'ye yükselterek temiz elektrik alanında kayda değer bir hız kazandı. Buna karşılık temiz elektrik üretiminde sağlanan yükselişin tüketim alanında da karşılık bulabilmesi, elektrifikasyonun daha hızlı ilerlemesini gerektiriyor.

Reklam Alanı · Yazı İçi 300×250

Son 11 yıllık dönemde elektrifikasyonda 1,3 puanlık artış sağlanırken, 2035 yılı için belirlenen yüzde 35 seviyesine erişilebilmesi için o tarihe dek ilerlemenin 10 kat hızlanması gerekiyor. Analizde, Türkiye'deki elektrik talebinin 1990'dan bu yana 7 katına çıkmasına karşın nihai enerji tüketiminde fosil yakıtların payının yüzde 70 civarında kalması, elektrifikasyondaki durgunluğun başlıca nedeni olarak gösterildi.

Bugünkü eğilim sürerse, Türkiye'nin elektrifikasyon oranının 2035 yılında yüzde 24 seviyesine çıkabileceği öngörülüyor. Öte yandan rüzgar ve güneşte kurulu gücün 3 katına yükseltilmesi hedefi ile çatıların güneş enerjisi potansiyeli, elektrifikasyonda yüzde 35 düzeyine erişilmesi açısından son derece sağlam bir dayanak sunuyor.

Elektrikli teknolojilerin sağladığı verimlilik sayesinde ülke genelindeki elektrifikasyon oranının 1 puan yükselmesi, 5,7 milyon yeni elektrikli otomobilin kullanımına veya 2,5 milyon hanenin fosil yakıt yerine ısı pompası kullanmaya başlamasına denk düşüyor. Dolayısıyla bu hedefin gerçekleştirilebilmesinin, dönüşümün bütün sektörlerde aynı zamanda ilerletilmesine ve somut sektör yol haritaları halinde şekillendirilmesine bağlı olabileceği kaydedildi.

Binalar açısından bakıldığında ise konutların ısı pompasına geçmesi, ulusal elektrifikasyon oranını tek başına 11 puan artırma potansiyeliyle en belirleyici adımlardan biri olarak dikkat çekti. "Elektrifikasyonda yüzde 35 düzeyine erişmek mümkün" Raporu kaleme alan Ember Kıdemli Enerji Analisti Bahadır Sercan Gümüş, analiz hakkındaki değerlendirmesinde Türkiye'nin yakın dönemde yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminde ciddi ilerleme sağladığını, böylece elektrifikasyon için gerekli temiz elektrik konusunda sağlam bir zemin kurduğunu dile getirdi.

Gümüş, 2035'e dek elektrifikasyonda yüzde 35 seviyesine ulaşılabileceğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: "Bununla birlikte, üretilen temiz enerjinin ekonominin tümüne yayılabilmesi, binalarda, ulaşımda ve sanayide fosil yakıtların yerine elektrik kullanılmasını gerektiriyor. Elektrifikasyonu 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarmak, bugün petrolün, kömürün ve doğal gazın yerine getirdiği işlerin giderek artan bir kısmının elektrikle yapılması demek.

Türkiye, güçlü yenilenebilir enerji potansiyelini elektrifikasyon aracılığıyla nihai tüketicilere ulaştıracak politika düzenlemelerini ve altyapı yatırımlarını uygulamaya koyarak ithal yakıtlara olan bağımlılığını düşürebilir, enerji güvenliğini de pekiştirebilir."

#Ekonomi#Haberler
İlginizi Çekebilir
Yorumlar (0)
0/500

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.